Nerden Nereye?

kaç kente adım attık, kaç yüze baktık? kaç iklim, kaç coğrafya?







21.6.10

9.4. Amasya

Kiraz festivalinden payımıza düşen konserin son şarkısıymış :)

Kalabalığın arasında ellerinde valizlerle yürüyen 40 kişi, komik görünüyor olsak gerek.

Pizzacı-lokanta gibi bi yerin üst katında bir pansiyon, pencereden yoksun. Havasızlık haricinde şirin sayılabilir aslında.

Oda muhabbeti on günlük serüvende ilk defa.

Güneş doğmayınca odaya, sekize kadar uyudum!Ama ben beş civarında uyanmayı seviyorum güneşte büyüyen kentlerde.

Güneyden doğan güneşi seviyorum, güneyi ve doğuyu...

20.6.10

10.0. Amasya Sabahı

Şimdi kahvaltı yapıyoruz Amasya'da.
Kahve keyfi Yeşilırmak kenarında...

Fal baktı Nalan, neye niyet neye kısmet.

10.1.Şehir Manzası- Çakallar Tepesi



Nehrin kenarına serilip yatmış bir kent burası... Salkımları dağların yamaçlarına sıkışmış...

10.2.Kral Kaya Mezarları

Çıkmadım yokuşu, tırmanmadım. Yetti galiba:)

Sokaklardaki tezgahlardan alışveriş yaptık.Sonra kenti dolaştık.

10.3. Şehri Amasya ve Müze


Müzeyi gezerken mesaj geldi; İki gece kalın, kayan yıldızlara bakın...

Amasya'nın şehir maketini yapmışlar boydan boya, gecesini, gündüzünü...Çok yıldız kaydı. Hep aynı dileği tuttum.

10.4. Çay Molası

Konaklardan birinde bir çay molası. Hafiften bir fırtına...
Eren Hocamınız kesesine bereket...

10.5. Amasya Akşam Yemeği


Sabah kent manzarasını izlemeye çıktığımız yerdeyiz tekrar, Ali Kaya diye bir yer.

Çoğunluk bir aradayız, gün batımı da geliyor peşimiz sıra.

Gün battı, bardağım beyazdı.
Sofra kurmayı, başına oturmayı özledim yaz akşamında. Bir de hoş bir seda, sevdik bir şarkı duyabilmeyi...

Bundan sonrası dönüş yolu. Herşeyi bul'a!

İstanbul'a dönerken, herşeyi Bul'a!


Hediyelerimizi verdik, hocalara, yaprak hanıma ve kaptana. Akıl edenlerin aklına sağlık.
Takılmadan süzgeçlere bir adım atınca çözüldü herşey. Gözlerdeki gülümseme bile değişti.
Büyük mikrofon çıktı, assolistler dile geldi. Zaman zaman, bazı gözlerde yaşlar belirdi.


Bu yolculuğun nerede başlayıp nerede bittiğini, biteceğini çözmek için biraz daha düşünmek, zaman vermek gerek.


Kendime verdiğim sözleri tuttum; söylemimi sevgiden kurup o yüne doğruldum. Kimseye sinir olmadım, olmamaya çalıştım. Espiri kaldırmayanların üzerine gitmedim. Kendimle kavgaya dalıp zamandan kopmadım. İsimsiz sevdaları hissettimse de yüreğime esir olmayacak akdar kendimi oyaladım. Çok eğlendim ama özümden uzağa gitmedim. Pişmanlık biiktirmedim. Gülümseyerek daldım uykularıma, gülümseyerek uyandım. Kimsenin mutsuz bir yüze bakmayı haketmediğini aklımdan çıkarmadım. KEndime kapılmadım, tanımaya çalıştım. Gücü ya da güçsüzlüğü büyütmedim, aldırış etmedim.


Güneşin pembeye boyadığı bir gökyüzüne uyandım bir sabah. Öğle vakti Hasankeyf'de gölge aradım. Yağmur damlaları hızla savrulurken rüzgarda, şarkı söyledim. Zaman zaman ağladım, zaman zaman susturdum yaşlarımı. Özlediklerime kavuşsam da hiç bir vuslatın ilk tanışma gibi olmayacağını anladım.

Ortak yaşamı, birlikte iyi yaşamı bu kez bambaşka insanlarla tatmaya çalıştım.Gün andım.yeni yeni yeni doğarken İstanbul'da uyandım. Yolculuk halini ne çok sevdiğimi ve dingin yolculukları nicedir özlediğimin ayırdına vardım.

Ve yine, sessizce içimden söyledim; Tüm bu yolların bir amacı olduğunu ve tüm bu koşturmacanın aslında bir kaçış yolu...


Güneş arsızdı boğazdan geçerken, gün şımarık olacak.